Mayıs 8, 2008 · Kategori: oz-gunlugum_

ve...sükût...

                                                                                                                fotoğraf: suspus...

 

ve…sükût!

her gelen gece duama burak olur.

kırgınlıklarım tazelense de sözün sükutla buluştuğu yerde,

beni gözlerinin derinliğinde okşa yar,

sokulduğu vakit hüzün sol yanıma,

şefkatin dokunsun yüreğime,

vefan yüreğime aşk'ı dokusun….

nokta!

f….’ye vefayla….

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Mayıs 6, 2008 · Kategori: oz-gunlugum_

çok borçlandım kendime

 

çok borçlandım kendime,

fani alemin telaşlarıyla ömrümden günlerimi çalarım.

huzurumun dilencisiyim,

içimin soluklarını dinlerim gecenin sessizliğinde.

 

çok borçlandım kendime,

duyuyorum şikayetlerini yüreğimin,

duyuyorum içimin cılız sesini, fısıltılarını.

ve duyuyor rabbim niyazımı;

beni sadık kıl borcuma, vefama,yüreğime…

amin

nokta!

mayıs 08

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Nisan 30, 2008 · Kategori: ANLA-silamayanlarin lisani_

uçurumun kenarındaki gelinciğe özlem

 

 

"sessiz bir uzaklığın kenarında

yeryüzüne ayaklarını sarkıtmış

oturuyordu aşk..."

 

c. vardar

 

 

ödenen her bedel yazılır levh-i mahfûz’a

ve bir gün elbet hıfzolan hak, hak edenin olur…

sevda, uçurumun derinlere bakan tarafında açan nazlı bir gelincik gibisin. uzansam düşeceğim yokluğa, uzanmasam içimde kalacaksın; içimde bir yokluk sevdası büyüyecek, dilime özlem kokan kelimeler dokunacak sonra, soluğum sevda tütecek. uzaklardasın. aslında ufkumun yeşille vuslatında, aşk’ın doruğunda. vahşi güzelliğinin büyüsüyle sana hicret edenler var, cesareti bürünen yürekler var. bir ömrü yoluna feda edebilenlerden bahsediyorum derinden bir  ‘’âh’’ ile…

kaygılarımın gölgesinde adımlarımı küçük atıyorum şimdilerde, cesaretim buruk , cesaretim kırılgan…uzakları yakın kılan sevdanın  özlemi var içimde; kaleme dokunuşum ondan. derinlerde beni içine çeken bir helezon var, bir sevda..korkularıma yenik düşmeden adımlarıma kuvvet verip çıktığım vakit yola, bakmayacağım ardıma; aklıma düşmeyecek ardımda kalanlar. sonsuzluğunda sevdanın huzurla dokunacağım yürek iklimime; aşk’a medhiyeler okuyacak dilim tekrar- aşk’ı tattığı vakit-.

sevdaya adımlamak, cesaret işidir; korkularını besleyenlerin işi  değil. aşk’ın solukları temiz nefeslerin azığıdır; telaşlarının tuzağında yaşayanların değil. sevdayı uçurumun ucunda dahi olsa haketmek, yudumlamak, sinesine çekmek gayreti gaye edinenlerin hakkıdır; mirasyedilerin hakkı değil…

/hak eden olmak duasıyla…/

nokta!

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Nisan 25, 2008 · Kategori: ANLA-silamayanlarin lisani_

yalnızlığa düşülmüş dip not

 

yalnızlığa düşülmüş bir dip nottur bu satırlar,

aşk’ın kevgirinden süzülen…

….

/sokuldum bahri  yâr’imin ihsan heybesine, aşk’a adanmış kelimeleri israf etme korkusuyla kaleme dokunurum nazla, niyazla…yalnızlığın gölgesini, kalemimin himayesine alırım. yakınlığında huzur bulduğum yâr’in huzurunda adımlarım mahcûp edamla./

baharın kokusu yayılır  duayla süslenmiş semaya; yüreği kavrulmuşların nefesleri arş’ın direği olur . yalnızlığa medhiye okuyan yürekler, karanlığın gizinde eşyanın hakikatini aralar, bir olan’ın yakınlığını dilerler. yalnızlığın beraberliğindeki huzurla avunuırlar gün geceye dönerken.

yalnızlığının kuytusunda, huzurun dilencisi olan yürekler hatrına hayat bahşedilir şimdilerde arsız bedenlere. sükûtu semaya niyaz olarak yükselenler hatrına; nefes alacaklıyız. cana kafes olan bedenimiz hala hayata yol bulur bu girift dünyada, hala çırpınır soluklanmak adına.

kimileri toplar cesaretini, toparlanır gider uzaklara; kimselere sormadan kimsesizliği seçerler. kimileri kalabalıklarda yalnız adımlarlar sokakları. sonlu alemin sonsuz huzur va’deden tarafını arar dururlar kaldırımların soğuk bakışları arasında. kâh bir yolu severler çıktığı sokağı bilmeden, kâh bir dergahı severler farkına varmadan…

her birimiz aşinasıyız aslında hüznün, acının. her birimiz büyük bedeller ödeyerek satın alıyoruz hüznü, rahmetinden suâl olmayan yâr’dan. yüreğimize danışmadan dilimizden dökülüveren dualarla, bir iç geçirişimizle çiziliyor hüzün hayatımızın tahtına. yalnızlığı kendimiz dokuyoruz özenle hayatımızın kasnağına; ama duayı yüreğimiz okuyor yalnızlıkta, hazanda, hüzünle… gözyaşlarımız kendince süzülüyor simamızdan; yüreğimize itaatle…

her birimiz aşinasıyız yalnızlığın, yalnızlıkla gelen sessizliğin. şimdilerde derinden gelen bir sesin niyazı dokunur söze, hâle…ve ağlarız sessizce…

derinlerde bir yerlerde onarılmaz yaralar var;

oralara dokunmuş bir kırıcı söz, bir keskin nazar, bir soğuk nefes…

nokta!

25 nisan 08

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Nisan 21, 2008 · Kategori: kalem sirra dokundu_

dalımdan vefây(l)a düştüm..

 

dalımdan düştüm...

takıldım bir rüzgarın eteğine, tanımadığım sokaklarda dolanırım. dilimdeki kelimenin harfleri yüreğimden beslenir; vefâ…korkmuyorum sokağın sessizliğinden; benim korkum sessizlikteki yardımın fısıltısını duyamamaktan, korkum yakınımda olanı hissedememekten; o’nu uzaklarda aramaktan.

dalımdan düştüm…

dalından düşen her yaprak gibi vefayı sayıklaya sayıklaya. hani hazanda düşen her yaprağın toprağa karışıp gidişi vardır ya; vefayı yaşayışıdır aslında bunun adı.  toprağa karışmak diyorum, karışmak düştüğü dalı besleyene; düştüğü dala can vesilesi olmak, verim kaynağı olmak. düştüğü dala bir dönüştür aslında bunun adı, bırakmak değil; devr-i âlemi yaşamak,  vâfî’nin emriyle.

dalımdan düştüm …

dalından düşenlerin hazanı bitti. karıştılar toprağa, rahmetin dokunuşuyla. artık vuslat vakti onlara; çünkü cemre  düştü toprağa, rahmet düştü, aşk düştü. vedâ anı değildir her düşüşün adı, perdeler ardındaki vefâdır . kavuşmadır gidişlerin ahiri; buluşmadır.

dalımdan düştüm; kendi yüreğimden. anlık vedâlarla hüznü dokur şimdilerde yüreğim. oysa göçüm yine içimedir; yok başka bir sokağım, kentim.

yüreğim, vefâ anım yakındır; beni bırakma…

nokta!

nisan 08

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Nisan 18, 2008 · Kategori: oz-gunlugum_

s/özün izi

 

az  sonra  bir  fırtına  kopacak,

silinecek  içimdeki  çöle  bırakılan derin izler ...

nokta!

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Nisan 17, 2008 · Kategori: ANLA-silamayanlarin lisani_

hayy'a özlemdendir!

 

 

biraz sükûnet,

koşanlara inat, adımlamak yolları sakince

konuşanlara inat, biraz sessizlik,

nefret edenlere inat, -tüm kırgınlıklara rağmen- çokça sevgi

çokça sevgi....

 

biraz da kırgınlık,

biraz öz/süzlüğe eleştiri.

 

kırgınlığım,

güneşi hıfzetmesi için  emanet ettiğim halde,israf edenedir

kırgınlığım, kendime...

insanlar hep haklı,

onların hep bir geçerli mazereti var çünkü(!)

 

her hayat,

hayat'ı yaşayanın kaftanıdır.

her hayat,

hayat'ı kuşanamayanın kefeni!

 

bir-az hayat!

bir'li hayat,

ebedi hay-at!

.....

nokta!

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Nisan 15, 2008 · Kategori: kalem sirra dokundu_

fırça darbesi

 

 

/renklerin raksettiği alemde baharı gözler gözlerim,

kurtulmak  diler  yüreğim zamanın ve mekanın yüklerinden;

âlemin kavlinden…

uzakları süzen bakışlarımla özlemler süzerim ufkun mavisinden,

zamandan çalarım anı yakaldığım her demde,

ömrümün hırsızıyım; mahcupluğum ondandır./

 

kaleminde sûretimin yazgısı olan yâr,

adının koyamadığım sevdaların özlemini yazarsın içime,

aklıma korkularımı.

bakışlarıma hüzün dokursun; canıma ateş.

 

/silüetimde ince nakışlar var, nakkaştan haber veren

içimde can ko(r)kusu,

tezatlığında hayatın, ömür devşiririm/

 

secdemde bana yakın ol yâr,

 acıyan tarafıma şefkatinle dokun!

 orda  derin bir fırça darbesi var,

orda bir kırgınlık, kızgınlık…

nokta!

nisan 08

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Nisan 14, 2008 · Kategori: vakt-i tefekkur

korku doku(n)masın yüreğim(e)...

huriye’me dua ile…

/hayırlı tezkereler../

nokta!

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Nisan 10, 2008 · Kategori: kalem sirra dokundu_

beni gözlerinin derinliğinde okşa…

 

içimdeki  denizden  kaç  dalga  geçtiğini  kim  saydı?

 nazan  bekiroğlu

……

 

 

/tufanın vakti yakındır; ittate, aşk’a kılıç çektiler.

tufanın vakti yakındır; gemimiz bitmek üzere…/

 

/derûnumda fırtınalar eser, denizimde dalgalar

inceldiği yerden kopacak kıyıya bağlandığım halat,

can dilenecek belki de dilim; duaya dokunacak yine..

bekleyeceğim suların çekilişini,

sabırla,

niyazla…/

 

 beni  gözlerinin derinliğinde okşa yâr,

tufan geldiği vakit;  cûdi yolunda.

 beni  gözlerinin derinliğinde okşa yâr,

tufanım olma, kırgınlıklarım tazelendiği vakit gecede,

yüreğimin parçalarını toplayalım birlikte,

can evimi imar edelim, cânân’ı bekleyelim.

 

an’ı yakalayan her fırtına derûnumdaki denizi bulandırır,

endişenin eşiğinde aşk’a ürkek bakışlar yollarım ben,

aşk’a okuduğum medhiyelerin satırları arasında boğulurum,

kaybettiğim incileri ararım içimdeki denizde,

beni yanıltma yar;

beni  gözlerinin derinliğinde okşa…

 

/bilirim, her tûfan itaatkâr bir neslin,

vefâlı imanların nefesidir.

tûfan, aşk’ın evveli…/

f....'ye vefâyla….

nokta!

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »