Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı

Mart 26, 2008 · Kategori: ANLA-silamayanlarin lisani_

büyükçe düşünmek!!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Mart 22, 2008 · Kategori: ANLA-silamayanlarin lisani_

şefkatimin bağrındaki ölüm...

 

sonbahar….

            terkedilmiş sokağın sonundaki ev, sanki yaprakların altında kalmaktan hiç şikayetçi değil…her esen rüzgar, yaprakları kapının önüne biraz daha biriktiriyor, sanki içeridekinin dışarıya çıkarmasını engellemek istercesine. eski şöminenin yıkılmak üzere olan bacasından dışarıdan haber getiren bir ses var; huu…huu…

sese aldırmayan bir ateş…

ve…sönmek üzere olan ateşe aldırmayan bir kadın…

gözlerini ufka dikmiş, ara ara cama dokunan damlalara kaydırıp yine rotasına dönen bir kadın. ellerinde kehribar tesbihi, üzerindeki narin şalın içine saklarcasına tutuyor..dilini dokundurmuş susuzluktan kuruyan damağına. rüzgâra eşlik edercesine bir zikir tutturmuş; huu..huu..

neden sonra elini kaldrıdı kadın;  sol tarafına dayadı. kehribar tesbihini emanet edip sol eline, bir yetimin başını okşarcasına şefkatle ve derinden  duyulan bir hazin sesle fısıldadı. sessizliği yırtarcasına…sessizliğe mana katarcasına…

-          lâ tahzen…innallâhel meanâ…

/üzülme….allah bizimle beraberdir…/

 

ve yine sessizlik…bu sefer teselli olmuş bir yüreğin sessiliği, bu sefer duanın nefesi var sessizliğin soluğunda.

kimseler uğramazdı buralara hazanda ve kimseler düşünemezdi öteleri özleyen bir yüreğin buralarda huzura ereceğini. kimseler kaybolmuşları ararken bakmazdı terkedilmiş bu sokağa…oysa bu şehrin en tenha yeri,  bir sevr kucağı kadar huzur veriyordu içi kavrulana.

gözlerini küllenmiş ateşe çevirdi usulca; daldı gitti…

pervaneleri düşündü; ateşe aşık pervaneleri. ateşin sıcaklığını düşünmeden dönüp dönüp ateşe düşüverip can veren pervaneleri…ateşin aşk’ı nasıl da aklını almıştı pervanelerin, nasıl da geçiveriyorlardı bedenlerinden, canlarından…oysa diye iç geçirdi kadın. aşk hatrına, beden değil, can değil, malımızdan dahi vazgeçemiyoruz.

ve…yine sessizlik…bu sefer cama vuran dalmlaların sesi var ortalıkta; sanki birilerine kızmış da birilerini uyarır gibi hızla cama vuruyor. az önceki narin dokunuş, celalli bir hal alıyor. o anda cama hızla vuran bir serçenin  çığlıkları duyuluyor. kadın kehribar tesbihini yandaki oyma sehpaya bırakıp zayıf bedenini , narin şalına sarıp kalkıyor sallanan sandalyesinden. sessizliğe müdahale etmemek istercesine yavaşça adımlar atarak camı açıyor ve rüzgarın eteğine takılıp gelen o yaralı can parçasına rıfkla dokunuyor. annelik şefkati uyanıyor yeniden; çocuklarının tüm vefasızlığına rağmen içinde beslediği şefkat…sol tarafından gelen bir sesle irkiliyor;

‘’ gaybın anahtarları da o'nun katındadır, onları o'ndan başkası bilmez. karada ve denizde olan (her) şeyi o bilir. bir yaprak düşmez ki (allah) onu bilmesin. ne yerin karanlıkları içindeki bir tane, ne yaş, ne kuru hiç bir şey yoktur ki, apaçık bir kitap'ta (levh-i mahfuz veya ilm-i ilahi'de) olmasın.’’(en’am suresi/59)

yaşlı kkadın avuçlarında çırpınan serçeye bakarken dili de ayetin bir cümlesini tekrar ediyor; ‘’… bir yaprak düşmez ki (allah) onu bilmesin..’ve çırpınışları aniden duruyor serçenin, gözleri yavaşça kapanıyor..bu cansız bedendeki en son hareket, kadıncağızın gözlerinden süzülen yaşların serçenin tüylerine dokunmasıyla oluyor. dilinde bir vefa sözcüğü;’’el-fatiha…’’

‘rüzgarın önüne düşen bir yaprak gibi’ diye iç geçiriyor kadıncağız..yaralı…acaba, benim yavrucuklarıma kimler yara açtı, kimler onları rüzgarın önüne koyuverdi..acaba onlar da can verdi mi birilerinin gözleri önünde, acaba onların ardından da ağlayan oldu mu…

düşün/cenin/ dehlizinde kaybolmuşken yüreğiyle, öteleri özleyen gözlerini çeviriyor ufka…güneş gidiyor…karanlıkla haldâş olma vaktidir gayrı..

kim bilir ne büyük telaş vardır huzur evinde şimdi…herkes ayaklanmıştır. her yer aranmıştır. gerçi ölse de kalsa da bu dağ başında kime ne ki…ancak anlık hüzünlerle yaşanır matemi; oysa onun ebedi huzuru başlar…

nokta!

mart 2008

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Ekim 22, 2007 · Kategori: ANLA-silamayanlarin lisani_

avuçlarım kanıyor ey ölüm

 

/avuçlarım kanıyor ey ölüm,

yakınlığın kadardır seni kendimden uzaklaştırma çabam,

içimdesin aslında; şahdamarımdan yakın,

ahirinden korktuğumdan olsa gerek,

içimde küçültmeye çalıştığım bir sevdasın…

 

avuçlarım kanıyor ey ölüm,

çünkü hayatım avuçlarımdan kayıp gidiyor;

bakakalıyorum her geçen günün ahirinde,

bakakalıyorum avuçlarımın sızısını çeke çeke…/

…………..

ey ölüm,

biçereyiz bak!

ümmetçe….

biçareyiz bak!

bilgilerimiz yetmiyor kanayan yaralarımızı iyileştirmeye,

avuçlarımızdan kayıp giderken hayat,

sevmek yetmiyor hayatı;

sevmeyi bilmek gerek belki de.

yaraları sevgiyle onarmak gerek….

 

ey ölüm,

biz kimi ‘öncelikli’ seveceğimizin bilgisinden yoksuluz;

yaralarımız ondandır;

yanışımız ondan,

çaresizliğimiz ondan….

uzak kalma bize; içimizin dostu ol,

senle varalım yar’e;

rabıtanla dirilelim;

acı(t)masın hayatın avuçlarımızdan kayıp gidişi,

acıtmasın yar’ın yüzümüze bakışı….

 

nokta!

 ...............

ve...
avuçlarımızda kalanlarla günü geçiriz...

ama sol yanımız hep bir şeyler fısıldar durur;
'geçen gün ömürdendir'...

nokta! 

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

August 25, 2007 · Kategori: ANLA-silamayanlarin lisani_

çocukça düşünmek!!!



çocukca bir hayal benimkisi,

ellerimin boşluğa bakan kısmına hep bir sevgi eli dokunsa,

bırakmasa ellerimi,

bırakmasa….

gece korkutmasa beni;

yalnızlık ve sessizlik bu kadar ürkütücü olmasa…

bu kadar üşümese yüreğim;

rüzgar, bir serçenin titreyişine bakıp ona sıcak illerden esse,

güneyden esse….

…..,

çocukça bir hayal benimkisi,

yıldızlar hep uzaklaşıp gitmese ötelere,

tutunabilsem bazılarına gözlerimi kamaştırsa, ellerimi yaksa bile.

bulutlar konuşsa bazen benimle;

o gölgelediği baş’ın vasfından söz etse.

kuşlar  ‘ebabil’ olsa benim için; yüreğimi korusa,

sığındığım kuytularda bir sadık dostum olsa;

içimi ısıtan,

yağmurlar rahmet vasfıyla yağsa, sol tarafımdaki kurak çöle,

beni uykumdan bir saba yeli uyandırsa; 

yanağıma bir buse kondursa, gül kokusunu getirse…

……

çocukça bir hayal benimkisi,

çocukların hayali hep gerçek olsa….

büyükler imrense onların dünyasına,

ve onlar bile çocukça hayaller kursa mutlu olabilmek için….

…..

/çocukça bir hayal benimkisi,

ama gerçekleşeceginden öyle eminim ki…

çünkü çocuk tarafımla istiyorum…./

nokta!


Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

August 22, 2007 · Kategori: ANLA-silamayanlarin lisani_

büyükçe düşünmek! (nokta'ca...)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »


Go to ImageShack® to Create your own Slideshow